nâzım'a göre atatürk büyük bir adam mıdır?*



"Oğlum,
Mektubunu aldım. Cevabını veriyorum işte :

Evvelâ şunu tarif edelim : Büyük adam kime derler? Büyük adam diye, kendi sahasında akseden tarihin gidişini en önde geçen, tarihin dönemeç noktalarında rehberlik eden insana derler. Bu bakımdan, ya dünya ölçüsünde, ya kendi memleketi ölçüsünde, her sahada büyük adamlar vardır. Bu ölçüyle, meselâ : Mustafa Kemal, Mimar Sinan, Şeyh Bedreddin, bizim ölçümüzde büyük adamlardır. Büyük Petro meselâ, Rusya ölçüsünde, Washington Amerika ölçüsünde, Lenin, Marx, Shakespeare, Beethoven filân hem kendi memleketleri, hem de dünya ölçüsünde büyük adamlardır. Ha, Bedreddin ile Mustafa Kemal’in de dünya ölçüsünde rolleri vardır. Ama, meselâ, Napolyon büyük adam değildir, Yavuz Sultan Selim büyük adam değildir. Şu yukarda söylediğim ve benim şahsen doğru bulduğum tarife göre. Meselâ Nef’i filân gibi şairler büyük şair bile değildir. Ama Fikret büyük şairdir. Dünya ölçüsünde pek genişliği olmasa da her halde memleketi ölçüsünde ve yakın şark memleketleri ölçüsünde. Ama Akif büyük adam değildir. Velhasıl büyük adamı, tarihin akışı içinde o akışa tesiri bakımından mütalâa etmek ve ona göre hüküm vermek lâzımdır. Pastör büyük adamdır. Ama Kanuni Sultan Süleyman’ın ne memleketi, ne de dünya ölçüsünde bir büyüklüğü yoktur. Sultan Orhan, buna karşılık, elbette ki kendi memleketi tarihinin akışındaki rolü bakımından büyük adamdır.

Velhasıl, oğlum, adamları büyük diye ayırt etmeye çalışırken, memleketinin. ve dünyanın halk kütlelerine faydaları, tarihin sanat ve ilim akışında ileriye doğru yaptıkları hamleler bakımından incelemeye çalış.

Seçtiğin mesleği pek beğendim. Mimarlık benim şahsen en beğendiğim mesleklerden biridir. Hani kabil olsa, imkân olsa kırk iki yaşıma rağmen yeniden okuyup mimar olmak isterdim. Yolun açık olsun. Türkiye halkına ebediyen yaşayacak yapılar yap.

Senden bir isteğim var : hiçbir hadiseyi, hiçbir fikri mutlak, değişmez, ebedi ve mukaddes diye kabul etme. Bizim dışımızda, bizim varlığımıza bağlı olmadan, bizden, yani insanlardan önce var olup, insanlardan sonra var olacak olan felsefî mânasıyla maddenin başsız ve sonsuz akışından başka nisbî olmayan, değişmeyen, kendi kendini inkâr etmeyen hiçbir şey yoktur. Hele cemiyette dün iyi, güzel, haklı, değişmez sanılan fikirler, müesseseler yarın değişir, kötü, çirkin ve haksız olurlar. Bunu unutma.

Gözlerinden öperim."

*yeni dergi sayı 35 -ağustos 1967 - nâzım hikmet mektuplar özel sayısı

ayrıca: nâzım: "millet nedir?"

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.