Gözcü

19 Haz 2007


Işık vuruyor ve uyanıyorum. İşte orada.
Önce adını söylüyor bana, ki (elbette) benim adım.
Yedi kere on yıldan fazla süren esirliğime dönüyorum.
Belleğini aktarıyor bana.
Her günün katlanılmaz zahmetini aktarıyor,
tek bedende barınma gerçeğini.
Onun ihtiyar dadısıyım; ayaklarını yıkatıyor bana.
Aynalarda yolumu bekliyor, maun döşemede,
dükkan camlarında.
Kadının biri ona yüz vermemiş, acısını paylaşmalıymışım.
Şimdi de şu şiiri yazdırıyor bana, beğenmesem de.
Anglo-Sakson inadıyla, belirsiz bir çıraklığa zorluyor beni.
Ölmüş askerlerin putperesti de yaptı zaten
oysa hiç aram yoktu onlarla.
Son basamaklarda yanıbaşımda, seziyorum.
Benim adımlarımda, benim sesimde, duyuyorum.
Her şeyinden nefret ediyorum.
Zar-zor görebildiğini sevinçle kavrıyorum.
Döngüsel bir hücredeyim ve bitmez duvar gittikçe bastırıyor.
Birbirimizi kandırmıyoruz ama yalan söylüyoruz ikimiz de...
Çok yakından tanıyoruz birbirimizi, yapışık kardeşim benim,
Benim bardağımdan içiyorsun suyunu, benim ekmeğimi yiyorsun.
İntiharın kapısı açık ama tanrıbilimcilere göre
ben öbür krallığın uzak gölgesinde olacağım,
orada bekleyeceğim kendimi.

Jorge Luis Borges, "Borges ve Yazma Üzerine"den alıntı, İletişim Y. s. 88
Share on :

Hiç yorum yok:

 
Copyright © 2015 benhayattayken
Distributed By My Blogger Themes | Design By Herdiansyah Hamzah