gazâlî ve rüyalar

Gazâlî, üzerinde ezelden beri, gerçekleşecek her olayın kayıtlı olduğu Levh-i Mahfûz’dan bahseder; tabii bu, tarifi imkansız bir levhadır: Bu levha, Kuran’ı gözünün önündeymişçesine ezberden okuyabilen bir kimse gibidir; bu kişinin başı açılıp beyni parçalara ayrılsa, içinde yine de tek bir harf bulunamayacaktır. “Bir benzetme yapacak olursak ... bu levhaya, içine bütün suretlerin nakşedildiği bir ayna diyebiliriz. Bir aynanın karşısına başka bir ayna konursa, birinci aynadaki suretler ikinci aynada yansıması gerekir. Oysa ki, bu iki aynanın arasında bir perde vardır Bu perde, insanın aklını çelen gündelik uğraşlardır, ama “bir rüzgar esip de perdeyi kaldırırsa, işte o zaman, melekut aleminin esrarından bazı şeyler kalpte parlar.... Uyku demek, duyuların (dünyevi işler) karşısında dingin kalması ve bu şeyleri kalbe iletmemesi demektir. Kalp bu şeylerden ve fikirden (fikrin aynasından) bağımsız, kalbin özü saf olunca, kalple Levh-i Mahfûz arasındaki perde kalkar ve levhandaki bazı şeyler kalbe akseder....

Uyku tek başına tüm duyuları işlemez hale getirirse de hayal gücünü harekete geçmesine engel olamaz. Levh-i Mahfûz’dan kalbe aksedenleri hayal gücü hemen alır ve onu bir misal ile hikaye eder. Tahayyülat onu daha iyi korur ve hayalde mahfuz olarak kalır. İnsan uyandığı zaman ancak hayalindeki şeyleri hatırlar. Rüyayı tabir edenin, görülen şeylerle bu hayaller arasında bir münasebet kurması gerekir.”

Gazali, rüyaların simgesel anlamını böyle açıklamaktadır. Insanın korktuğu ve dehşet içinde uyandığı bir şey, yılan şeklinde görünmüş olabilir; bir hükümdar deniz ya da güneş olarak veziri ay olarak ortaya çıkar ve bu rüya resimlerinin ardında, duyularla algılanamayan başka bir dünyanın varlığı yer alır.


halifenin rüyaları islamda rüya ve rüya tabirleri, annemarie schimmel, s.34. şuradan schimmel'le yapılan bir röportajı indirebilirsiniz.

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.