son eklenenler

aristoteles'ten anılar*

öğretmen öğrencisiyle (aristo ve büyük iskender)

"ünlü filozofların yaşamları ve öğretileri" is III. yüzyılda yazılmış harika bir kitap. thales'ten aristoteles'e onlarca düşünürün hayatı pek lezzetli bir üslupla anlatılıyor. ömür boyu karıştırıp duracağınız kitaplardan... aşağıda aristoteles'in anlatıldığı sayfalardan bir bölüm var. (arz ederim.)

"17. Ona çok güzel deyişler de yakıştırılır. Şöyle: yalancıların yanına neyin kâr kaldığı sorulduğunda, “Doğruyu söylediklerinde kendilerine inanılmaması” diye karşılık vermiş. Kötü bir adama sadaka verdi diye kınanınca, “adamın karakterine değil, içindeki insana acıdım” demiş. Dostlarına ve yanında bulunanlara, ne zaman ve nerede ders veriyorsa, durmadan “ışığı gözümüz bizi çevreleyen [havadan] alır, ruhumuz da bilgiden” derdi. Sık sık ve üstüne basa basa Atinalıların tahılı ve yasayı bulduklarını, ama tahıldan yararlandıkları halde, yasalardan yararlanmadıklarını söylerdi.

18. Eğitimin kökü acı, meyvası tatlı, derdi. “Hızla yaşlanan nedir?” diye sorulduğunda, “gönül borcu” diye karşılık verdi. “Umut nedir?” diye sorulduğunda, “uyanıkken görülen düş” diye yanıtladı. Diogenes ona bir kuru incir uzatınca, onu"n bir cinlik tasarladığını anlayıp inciri aldı ve Diogenes’in cinliğiyle birlikte incirden de olduğunu söyledi. Beriki tekrar uzatınca, inciri alıp çocuklar gibi havaya kaldırdı ve “Büyüksün Diogenes!” deyip geri verdi. Eğitim için üç unsurun gerekli olduğunu söylüyordu: doğal yetenek, bilgi ve uygulama. Birinin ona sövdüğünü işitince, “beni kırbaçlasın, ama ben yokken” dedi. Güzelliğin her türlü tavsiye mektubundan daha etkili olduğunu söylerdi.

19. Bazılarına göre bu tanımı Diogenes yapmıştır, o ise güzelliğin tanrı armağanı olduğunu söylemiştir. Sokrates’e göre güzellik, kısa süren bir tiranlıktır; Platon’a göre doğanın tanıdığı bir ayrıcalık; Theophrastos’a göre sessiz bir aldanma; Theokritos’a göre fildişinden bir bela; Karneades’e göre de korumasız bir krallıktır. Eğitimli insanların eğitimsizlerden hangi noktada farklı olduğu sorulduğunda, “Diriler ölülerden ne kadar farklıysa” dedi. Eğitimin iyi günde bir süs, kötü günde bir sığınak olduğunu söylerdi. Ona göre, çocuklarına eğitim veren ana babalar, onları dünyaya getirmekle yetinen ana babalardan daha saygıdeğerdir: çünkü biri yaşam bağışlamıştır, öbürü ise iyi bir yaşam. Büyük bir kentin yurttaşı olmakla övünen birine, “önemli olan bu değil” dedi, “önemli olan, büyük bir ülkeye kimin layık olduğudur.”

20. “Dostluk nedir?” diye sorana, “iki bedende yaşayan tek ruh” yanıtını verdi. İnsanlardan bazılarının hiç ölmeyecekmiş gibi cimrilik ettiğini, bazılarının da hemen ölecekmiş gibi saçıp savurduğunu söylüyordu. Güzel insanların yanında niçin uzun süre durduğumuzu sorana, “Bunu ancak bir kör sorar” dedi. Felsefenin ne yararını gördüğü sorulduğunda, “kimilerinin yasa korkusuyla yaptığı şeyleri bana buyrulmadan, kendiliğimden yapmayı öğrendim” diye karşılık verdi. Öğrencilerin nasıl gelişebildikleri sorulduğunda, “Öndekileri izleyip arkadan gelenleri beklememekle” diye yanıtladı. Bir yığın çene çaldıktan sonra, “başını şişirmedim ya?” diye soran gevezeye, “Yok canım, Zeus hakkı için” dedi, “Zaten seni dinlemiyordum ki.”

21. Kötü bir adama yardımda bulunduğu için kendisini kınayana bir de böyle anlatılıyor- “insana değil, insanlığa yardımda bulundum” dedi. “Dostlarımıza nasıl davranmalıyız?” diye sorulduğunda, “Onların bize nasıl davranmalarını istiyorsak, öyle” diye karşılık verdi. Ona göre adalet herkese hak ettiğini veren bir ruh erdemidir. Eğitimin yaşlılığa en güzel yolluk olduğunu söylüyordu. Favorinus’un Anılar adlı eserinin ikinci kitabında söylediğine göre, durmadan “Çok dostu olanın hiç dostu yoktur” dermiş. Bu görüş Ethik adlı eserinin yedinci kitabında da vardır. Evet, ona yakıştırılan deyişler bunlar."


* "ünlü filozofların yaşamları ve öğretileri",  diogenes laertios, yky 2003, syf. 214


Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.