ölmenin hermenötiği*


“Ölüm üzerine düşünmenin özel önemi, sadece, kanının genellikle en büyük felaket olarak gördüğü şeyi öncelemesi ya da kişiyi ölümün bir kötülük olmadığına kişiyi inandırması değil, bu öncelemeyle, kişinin yaşamına geçmişe dönük bir bakış yöneltmesi olanağını sağlamasıdır. Nitekim, kişi, ölmek üzere olduğunu düşünürse, yapmakta olduğu her eylemi gerçek değeri içinde yargılayabilir. Epiktetos, ‘Ölüm, çiftçiyi çift sürerken, tayfayı denizdeyken yakalar; peki ya sen, hangi işle uğraşırken ölümün pençesine düşmek istersin?’ diyor. Seneca da, ölüm anım, insanın bir bakıma kendisinin yargıcı olabileceği ve son gününe kadar gerçekleştirdiği ahlaksal ilerlemeyi ölçebileceği an olarak görüyor. Mektup 26’da şöyle diyor: Gerçekleştirebildiğim ahlaksal ilerleme konusunda, ölümün sözüne inanacağım... Kendimi kendimin yargıcı yapacağım ve erdemi dudaklarımda mı yoksa yüreğimde mi yaşattığımı bileceğim günü bekliyorum.”

*michel foucault

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.