son eklenenler

'Minnacık Kadın Kimdi?'*



Meraklısı bilmez mi? Nâzım Hikmet, hayatına giren kadınlar için, son dönem Türk Edebiyatı’nın en güzel aşk şiirlerini yazmıştır. Bizim kuşağımız (40 Kuşağı) o zamana denk geldiği için, Piraye için yazılmış şiirlerle beslendi ve büyüdü: Aramızdan, en az üç-beşini ezbere bilmeyenimiz yoktur; çok da etkileyici şiirlerdir bunlar, şair o yılların hummalı havasını, harbin dağdağasını, hicranın yarattığı gerginliği ve aşkın sebep olduğu has­reti, kolay kolay ulaşılamayacak bir içtenlik ve ustalık­ la meczetmiştir. Bu kadarı Piraye’ye yetmez mi? Neden Mavi Gözlü Dev, Minnacık Kadın ve Hanımelleri de onun için yazılmış sayılıyor? 

Şiirin Nt. Hanım’a yazıldığı, KUTV’da okumuş ‘eski tüfekler’ arasında 30’lu yıllardan itibaren, ‘şifahen’ an­latılırdı; Vala Nurettin Bey’in ‘hatıralarını’ yayımladı­ğı 1965 yılından itibaren de, ‘tahriren’ açıklanmıştır. 

Nt. Hanım, Taninci Muhiddin (Birgen) diye maruf bir İttihatçı’nın baldızıdır; Nâzım’la mütarekede İstan­bul’da tanışırlar; bilahare, Ankara-Tiflis-Moskova ‘gü­zergâhında’ hem bolşevik devriminin, hem de Kuvayı Milliye’nin heyecanını yaşarlar; bu arada Moskova’day­ken ‘bolşevik nikâhı’ ile evlenmişlerdir; ne var ki, Nt. Hanım aniden Türkiye’ye döner; bir iddiaya göre, Nâzım’ın ailesi ile anlaşamadığı için, bir başka iddiaya gö­re Mavi Gözlü Dev’in ‘büyük kavgasından’ ve ‘ağır aş­ kından’ yorulduğu için, ‘rahata acıkır’; varlıklı aile oğ­lu bir öğretmenle evlenerek Nâzım’ın hayatından çıkar. 

Nâzım onu hâlâ seviyordu, ayrılık büyük bir infiale kapılmasına yol açtı, bunun neticesinde de Mavi Göz­lü Dev şiiri kaleme alındı. Şiirin, aynı muhataralı felek çemberinden geçen ya da geçemeyen nice ‘devrimci çift’ için öyle kolay izah edilemeyecek derinlikte bir boyutu, çok da kapsamlı bir anlamı olmuştur. 

Olayın ilk tanığı, her şeyi başından sonuna ‘içinden yaşayan’ Vala Nurettin Bey’dir; hatıralarının, şiirle ilgi­li kısmı şöyle: 

Tiflis’e birlikte gittiler, işte orada bir çatışma ol­ du, çünkü Nt. telkin altında kalıp ne dese zavallıcık? bizim de herkes gibi bir yuvamız olsun, Nâzım!’ de­miş ve nasıl cici bici bir ev istediğini anlatacak olmuş! İşte karısının bu masumane arzusu -kendi anlattığına göre- Nâzım’ı çileden çıkarmış. Vay demek küçük bur­ juvalık! Vay demek yuva! Belki de kafes! İdeallerine ve­ da ettirecek bu küçücük kadın, şairi!” (Bıı Dünyadan Nâzım Geçti! s. 447, 1965).

İkinci tanık, M. Zekeriya Sertel! Bilindiği gibi, Nâ­zım'ın Babıâli’deki ilk ‘patronu’, ilk dostu, Sabiha Sertel’in eşi; o hatıralarında konuya şöyle değiniyor: 

Nâzım'ın ilk büyük sevgisi, İstanbul’da Nüzhet adında bir kızla olmuştur. Bu kız İttihatçı ve Taninci Muhiddin diye tanınan bir yazarın baldızıdır. İstan­bul’da tanışıp sevişiyorlar.” (Mavi Gözlü Dev, s. 33, 1969). 

M. Zekeriya Sertel, ayrılma faslını ve Mavi Gözlü Dev şiirini Vala Nurettin’den naklen aktarıyor. Vala Nurettin’in ‘tanıklığı’ önemli, çünkü ‘hatıralar’ zamamn Meydan dergisinde yayımlanırken, olayın kahrama­nı Nt., Vala’ya mektup yazarak demiş ki: 

Vala’cığım, yazıların beni ne kadar heyecanlan­ dırıyor tasavvur edemezsin, Nâzım’ı hakiki veçhesiyle anlatabilecek yegâne salahiyetli insan ancak ve ancak sensin. (...) Bana gelince, bu ummanın içinde, bir dam­ la olarak bulunmak dahi, benim için ne mazhariyet...” (Aynı eser, s. 447). 

Üçüncü tanık, Nâzındın kız kardeşi Samiye Yaltırım, o verdiği bilgiler ve belgelerle, hatıralarını yazdırmıştı; o eserde, bu olayı şöyle aktarıyor: 

“... Kısa süren Nâzım-Nüzhet evliliği böylece ka­pandı gitti. Yalnız bu evlilikten Türk edebiyatına şu şiir miras kaldı: Mavi Gözlü Dev, Minnacık Kadın ve Hanımelleri.” (Nâzım, Aydın Aydemir, s. 126). 

Dördüncü tanık, Nâzım'ın hayatı üzerine ayrıntılı bir çalışma yapan Kemal Sülker! Sülker, yalnız hama­ rat bir araştırıcı değildi, aynı zamanda o çevrenin içiıı- dendi ve Nâzım'ın yakınıydı. O durumu şöyle anlatır: 

“... Nâzım bir ara eşinin davranışlarını düşündü... Şiir çalışmaları yaparken takındığı olumsuz tavırları hatırladı. İkide bir söylediklerini duyar gibi oldu: ‘Ah bir evimiz olsa, rahat etsek; sen de bu kadar çalışmasan, bir bahçemiz olsa, çiçeklere ben baksam!..’ Nâzım bu ayrılığı kendisi ile arasındaki görüş ve anlayış farkına bağladı ve bir akşam, ‘O rahata acıktı, anladım’ diye söylendi; bu düşüncede karar kılmıştı ki, bir haber Nâ­zım'dı çileden çıkardı. Nüzhet, zengin ailelerden ...in eşi oldu. Nâzım Hikmet bu haberden sonra, ‘Mavi Gözlü Dev, Minnacık Kadın ve Hanımelleri’ başlıklı bir şiir yazdı...” (Nâzım Hikmet’in Gerçek Yaşamı /, s. 218, 1976). 

Bu kadar tanık yetmez mi? 

Şiirin Piraye için yazıldığında ısrarlı olan, Memet Fu­at’tır; olayı birinci elden hatırlaması mümkün değil, o yıllarda dört-beş yaşında olmalı; yaslandığı belki Pira- ye’nin anlattıkları, sonradan Nt. Hanım’m söylediği bazı sözler; onlar da, Nâzım’ın hayatına girmiş, dolayı­ sıyla olayda ‘taraf’ olan kimseler.

Doğrusu ya ben, ‘eski tüfekler’in anlattıklarına ina­nıyorum. 

Atilâ İlhan, Hangi Edebiyat? 2011, Türkiye İş Bankası Kültür Y. S

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.