son eklenenler

son peygamber silver surfer


j. m. straczynski'nin yazıp esad ribic'in çizdiği 'ağıt' adlı öyküde gümüş sörfçü'nün ölümüne tanıklık ediyoruz.


gümüş sörfçü'nün alamet-i farikası olan gizemli zırhın vadesi dolmuş, ölüm anı yaklaşmıştır. zırhtaki 'hastalığa' reed richard bile çare bulamaz ve kahramanımız kaçınılmaz sonuna boyun eğmek zorunda olduğunu görür.

öykü gümüş sörfçü'nün örümcek adam'la karşılaşmasıyla devam eder.

gümüş sörfçü:


diye seslenir arkadaşına,


bu gezegeni terketmeden önce son bir şey yapmak istemektedir insanlar için; hayatlarını içlerinde potansiyel olarak taşıdıkları güce layık bir düzleme çekmek için, neler yapabileceğini sorar arkadaşına.

örümcek için zor bir sorudur bu.

sanki daha önce bu sorunları hiç düşünmemiş gibidir.

silver surfer'ın kozmik gücünü kullanıp bütün hükümetleri postalamasını, daha önce kimsenin uğramadığı yerlere uğrayıp oralardan topladığı zenginlikleri insanlara dağıtmasını ve böylece "fakirlik sorunu"nu halletmesini önerir örümcek. ama şimdiki hükümetleri gönderse de yerlerine geleceklerin daha iyi olmayabileceğini de düşünmek lazımdır ve "piyasaya çok fazla değerli taş girişi yaparsa değerleri de gitgide düşer ve sonunda hiç bir kıymetleri de kalmaz, bu arada borsa da çöker."


örümcek adam, bu tür sorunların üstesinden gelebilecek kadar bir süper kahraman değildir.

sonuçta o sadece süper kahramandır ve başka bir şey olamayacak kadar amerikalıdır. umberto eco'nun şu yazısında sorduğu sorulara bir amerikalı süper kahramanının cevabıdır bu. her şeyi yenebilirsin dostum, ama kapitalizm bizim bile üstesinden gelemeyeceğimiz bir şeydir.

gümüş sörfçü, dünyadan ayrılmadan önce, insanlara, kozmik güçlerinin yardımıyla, gerçekte bir ne olduklarını ve özgürlüğün gerçekte insan olmak bakımından ne anlama geldiğini deneyimleme fırsatını sunar. beş dakikalığına da olsa, ne için yaşamaları ve mücadele etmeleri gerektiğine dair bir deneyim. bu bile insanlık için unutamayacakları bir hediyedir.

kahramanımız, böylece ikinci evim dediği dünyaya veda eder.

uğruna kendini feda ettiği yurduna, zenn-la'ya doğru,  son nefesini orada vermek uzun bir yolculuğa çıkar. galaksiler aşar. derken dönüş yolunda iki gezegen arasındaki bir savaşa tanıklık eder. kendi tanrılarını diğerlerine kabul ettirmek için yüzyıllardır savaşan iki gezegen.

gezegenlerin yöneticileri gururla anlatır savaşlarını silver surfer'a.


kendi inançlarını, bakış açılarını veya yaşama tarzlarını tek yol olarak gören iki gezegenin seçkinliklerinin kibri.

kahramanımızın cevabı çok sert olur.

bütün savaş makinalarını tahrip eder, tanrıların koruması altında olduğuna inanılan tapınakları yıkar.

iki gezegenin halkı arkasından şöyle seslenir kurtarıcılarına:

"bizi güvende tuttuğuna ve zarar verilemez olduğuna, her şeyin yarartıcısı tarafından bizzat korunduğuna inandığımız tapınak ve sunaklarımızın hepsinin yanına teker teker geldi ve bizlere öyle olmadığını kanıtladı... bizlere gerçek ve fiziksel etkiye sahip olacak yegane gücün kendi içimizdeki güç olduğunu, ırklarımızdan birinin diğerinden daha haklı ya da kutsal bir konumda olmadığını kanıtladı. inançlarımızın bencilliğini bizlere gösterdi.

işte o vakit başka bir şeyin daha farkına vardık.

bunca zamandır savaş için sarfettiğimiz emeklerin, döktüğümüz kanların ve verdiğimiz kanların nereye gittiğini sonunda anladık.

anladık ki tüm bunlar bizden zorla alınmıştı. anladık ki tüm bu değerleri teslim etmek üzere kandırılmıştık.
işte o gün daha çok kan döküldü.

fakat bu gez kan halktan değildi.

bu sefer tüm bunlara noktayı koyacaktık. bu sefer özgürlüğümüzü kazanacaktık.

kutsal savaş bitmişti ama o gün daha büyük bir şey başlamıştı:

kutsal savaş.


sonrasında yabancıyı iki gezegende de bir daha gören olmadı.

çok uzun yıllar sonra öğrendik ki faniler dünyasından göç edip vefat etmişti.

onun anısına inşaa ettiğimiz abideyi ne yazık ki hiç görmedi. ona duyduğumuz minettarlığı asla bilemedi.  bizlere veda etmeden önce söylediği sözleri de şöyle:

"madem ki kutsal yerler yıkıma karşı daima korunuyor, öyleyse her yeri kutsal sayın.. madem ki mukaddes kişiler savaşın gazabından muaf tutuluyor, öyleyse herkesi mukaddes kılın."

gümüş kayakçı sonunda yurduna döner.

kahramanlarını buruk bir sevinçle karşılar halkı. ölüm döşeğindedir, shalla-bal, biricik aşkı yani, doktorlara kendisinin kozmik gücüyle norrin radd'i kuratarmalarını ister. "shalla-bal," diye seslenir bitkin bir halde norrin, "yapma: bunca yolu yalnızca ölmek için katettiğimi düşünüyorsan beni  tam anlamamışsın.."


zenn-la halkı, ölüm döşeğindeki kahramanlarıyla vedalaşmak için ziyaretine gelir.



galactus'un da şaşırtıcı bir şekilde hazır bulunduğu cenaze töreni ile hikaye son bulur.

yazar hikayeyi, incil'i hatırlatan bir üslupla anlatmayı tercih etmiştir. çizgiler de incil'de geçen mesellerin sahnelenişini içeren rönensans resimlerindeki yalınlığa özenmiş gibidir.

isa'nın golgota'ya doğru ilerleyişinin izlerinin takip edilir: gümüş kayakçı'nın mesajı bu yolculukla takipçilerine aktarılır.

amerikan çizgi romanı modern insanın mitolojisidir.

ve mitoloji bir hikaye olmaktan öte bi şeydir.

hikayenin tamamını şuradan .cbr uzantılı olarak indirebilirsiniz.
.cbr uzantılı bir çizgi romanı şu programı indirerek okuyabiliyoruz.

bu arada bir not: silver surfer türkçe'de ilk olarak gümüş kayakçı olarak yayınlandı. böylece benim kuşağım gümüş kayakçı diye benimsedi kahramanını. lucky luke'un red kit olarak benimsenmesi gibi. 'ağıt'ı türçe'ye çeviren arkadaşımız gerekçesini de belirterek ("Silver Surfer'ın Türkiye'de geçmiş dönemde "Gümüş Kayakçı/Kızakçı" adlarıyla da yayımlandığını biliyoruz. Fakat "Surfer" kelimesi için uygun çevirinin "Sörfçü" olduğuna kanaat getirip (ki karakterin kullandığı sörf tahtasıyla ilgili bir muhabbet geçiyor direkt olarak bu serinin ikinci sayısında da) tercihimizi bu yönde kullandık. )  gümüş sörfçü ismini kullanmayı tercih etmiş. ben de alıntılarda tutarlılık olsun diye bu tercihe uymak zorunda kaldım. ama benim için silver surfer, -alışkanlıklarına çok bağlı bir adamım ben- gümüş kayakçı olacak her zaman :)


Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.